Tarifi Ekle
  • Prep Time
    5
  • Cook Time
    10
  • View
    685

SOHBETLERİN, İŞ TOPLANTILARININ, KEYİFLİ ANLARIN KISACASI HAYATIN VAZGEÇİLMEZ TAMAMLAYICISIDIR KAHVE. KÜÇÜK BİR ÇEKİRDEKTEN MASALSI BİR YOLCULUĞA ÇIKAN, KALBİN VE ZİHNİN UYARICISI KAHVE; İNSANLARI BİR ARAYA GETİRİP DOSTLUKLARI PEKİŞTİREN, BİZLERLE BİRLİKTE YAŞAYAN BİR İÇECEK.

Aslında kahve için sadece bir içecek demek haksızlık. Üretiminden kavrulmasına, sunumundan içimine değin kendine özgü değerleri ve bir ritüeli var kahvenin. Yorgunluğu alan, keyif ve mutluluk veren bu güzel kokulu siyah incinin keşfi, birçok efsaneye konu olmuş; kokusu, tadı ve insana verdiği canlılık ile cisme can katan içecek olarak kabul görmüştür. Petrol endüstrisinin ardından dünyanın en hacimli ticaret alanlarından birini oluşturan kahvenin öyküsünü ve kültürümüzdeki yerini acaba ne kadar biliyoruz? Gelin, kahvenin maceralı yolculuğunu yakından tanıyalım!

ETİYOPYA VE YEMEN’DEN YOLA ÇIKIŞ
Tüm dünyayı saran kahve tutkusunun başlangıcına dair türlü rivayetler olsa da, kökenine ait en inandırıcı kanıtlar Etiyopya ve Yemen’i göstermekte. Rivayete göre Khaldi adlı Yemenli çoban miskinleşen keçilerinin kahve ağacının yaprak ve meyvelerini yedikten sonra dinçleştiklerini, hareketlendiklerini görür. Ardından ağacın yaprak ve çekirdeklerini kaynatıp içince insanlarda da aynı etkinin oluştuğu görülür. Artık atılması gereken son adım kahve çekirdeklerinin kavrulup, kaynatılmasıdır.

MUCİZE ÇEKİRDEK VE OSMANLI
Kahvenin Anadolu ve İstanbul’a gelişi ile ilgili yaygın görüş Yemen Valisi Özdemir Paşa’nın aracılığıyla Kanuni Sultan Süleyman döneminde gerçekleştiğidir. Bir diğer iddia ise Halepli iki tüccarın Tahtakale semtinde açtıkların kahvehane ile Osmanlıların kahve ile tanışmış olduğudur. Hint, Asya ve Avrupa arasında artan ticaret ve özellikle de Türklerin Avrupa ile ilişkileri kahveyi güneşin doğduğu topraklardan alıp battığı uzak diyarlara taşıdı. Günümüzde tüm dünyada birçok farklı kültürün ortak noktası olarak ortaya çıkan bir içecek olan kahvenin birçok farklı pişirme yöntemi var. Geleneksel Türk kahvesi ise pişirilmesi, sunumu ve içimi ile diğer tüm kahve çeşitlerinden farklı özellikler sergiliyor.

TÜRK KAHVESİ
Kahve pişirimine Türkler tarafından kazandırılan hazırlama yöntemleri Türk kahvesini ortaya çıkardı. Cezvelerde telvesiyle birlikte pişirilip sunulan Türk kahvesi bu şekilde sunulan tek kahve çeşidi. Yüzyıllar boyunca farklı form ve ebatlar sergileyen bu fincanların genellikle ağız çapları 4-7 cm, yükseklikleri ise 10-13 cm arasında değişir.

OSMANLI KAHVE SUNUMU
Osmanlı Türk kültüründe kahve içimi kadar sunumu da bir dizi ritüel içerirdi. Misafire ikrama verilen önem nedeniyle kahve içimi sırasında sitil puşidesi, fincan ve zarfların en görkemlileri ortaya çıkardı. Sitil puşidesi adı verilen altın, gümüş işlemeli kahve örtüleri, değerli taşlar ve mücevherlerle bezeli fincan zarfları içinde porselen ya da kristal kahve fincanları göz doldururdu. Kahve gelenekleri zaman içerisinde azalıp, değişikliğe uğramış olsa da, yaşantımızdaki önemini büyük ölçüde korumayı sürdürüyor.

ZENGİN İKRAM
Odun kömürünün ateşinde bakır ya da gümüş cezvelerde pişirilen Türk kahvesinin yanında demirhindi, menekşe, misket üzümü, meyan kökü ve gelincik şerbetleri kahve sunumunu görsel bir şölene dönüştürürdü. Lokum ve gülsuyu ikramı sunumu tamamlardı.

10 BÜYÜK KAHVE ÜRETİCİSİ
Brezilya
Vietnam
Kolombiya
Endonezya
Etiyopya
Meksika
Hindistan
Peru
Guatemala
Honduras

KAHVE HAKKINDA
Anavatanı: Etiyopya.
Keşfi: 10. yüzyıl.
Yemen’e gelişi:15. yüzyıl.
İstanbul’a varışı: 16. yüzyıl.

Avrupa’da ilk kahvehane: 1645, İtalya.
Ticari kahve çeşitleri:Coffea Arabica ve Coffea Robusta.
Meyve verme süresi:Dikimden 3,5 yıl sonra.
Verim: Tipik bir Arabica ağacı beş kilogram meyve ve bir kilogram kahve çekirdeği verir.
Yetişme bölgeleri: Afrika, Endonezya, Güney Amerika, Hawai.
Kavurma: Yeşil renkli çiğ kahve çekirdeklerinin ısıtılarak çekilmeye uygun hale getirilmesi.
Harman: Birden çok kahve çekirdeği çeşidinin belirli oranlarda bir araya getirilmesiyle hazırlanan karışım.
Estate: Tamamı aynı tarlada yetiştirilen kahve çekirdekleriyle elde edilen, tadı ve aroması her zaman sabit ve kaliteli olan kahve.
Asidite: Kahvenin keskin ve farkedilir bir tada sahip olmasını ifade eder.
Organik: Yetiştirilmesi ve üretiminde kimyasal girdiler bulunmayan kahvedir.
Kafeinsiz: Kahve çekirdeklerinin doğal yapısında bulunan kafeinin yüzde 99 oranında giderilerek hazırlanmasıdır.

İYİ BİR KAHVE İÇİN
Kişi sayısına göre fincan boyutunda su miktarı cezveye konur.
Kahve, şeker miktarına göre çeşitlendirilir: Az şekerli, orta şekerli ve şekerli kahve.
Şekersiz pişirilip yanında kesme şekerle ikram edilen yandan çarklı adlı bir kahve çeşidi de vardır. Bu isim İstanbul’un eski yandan çarklı gemilerinden esinlenerek yakıştırılmıştır. Zamanla kesme şekerin yerini lokum ve diğer tatlı ikramları almıştır.
Her fincan için iki çay kaşığı kahve, tercihe göre her fincan için iki çay kaşığı şeker eklenir.
Kısık ateşte pişirilirken köpüklenen kahvenin köpüğü her fincana eşit dağıtılır.
İlk kaynamanın ardından bir taşım daha kaynatılan kahve fincanlara servis edilir.

1977 yılında Van’ın çaldıran Muradiye ilçesinde doğan Abdullah Hakim Yavrutürk 1992 yılında aşçılık mesleğine başladı. 1995 yılında babasının vefat etmesi nedeniyle ailesinin sorumluluklarını üstlendi Askerlikle Birlikte Yemek Yapmaya Ara Vermek İstiyordum ki…”Vatani görevi yapmak üzere Hatay İskenderun’a giden Yavrutürk, yemek yapmaya ara vereceğini düşünüyordu ki Şırnak’a giderken onu yoldan çevirdiler. Hikayenin gerisini Yavrutürk’ün kendinden dinleyelim; “1992 yılında bu mesleğe başladım, ilk başladığım sene mutfakta aşçı yardımcısı olarak görev aldım. Askerliğe kadar aşçı olarak hayatıma devam ettim, askerliğimi de aşçı olarak yaptım. Askere gitmemin sebebi yemek yapmaya biraz ara vermek istiyordum. Askerlikte yaklaşık 3 ay bu işe ara vermiş oldum. Usta birliğini Şırnak’ta yapacağım beli oldu. Fakat aşçı olduğumu öğrenen yetkililer beni Hatay İskenderun’dan göndermeyip yemek yapmaya burada devam etmemi istediler. Beni Mutfak sorumlusu yaptılar. Son günüme kadar mutfak sorumlusu olarak askerliğimi yaptım.”“8 Yıldır TGRT EU’da 5 Gün Boyunca Canlı Program Yapıyorum”“Sivil hayatta da aşçılığa devam etmeye karar verdim. Daha sonra büyük firmalarda çeşitli pozisyonlarda mesleğime devam ettim. 2003 yılında kendi işlettiğim iki lokantam vardı. Daha sonra televizyon ekranlarına geçiş yaptım. TV 5 ile yayın hayatına başladım ve burada 400 program yaptım. Bundan yaklaşık 3 sene önce de TV 5’te 1700 program yaptıktan sonra oradan da ayrıldım. Sonrasında ise TGRT EU ile yayın hayatına devam etmeye karar verdim. Yaklaşık 8 yıldır da TGRT EU kanalında hafta içi 5 gün boyunca yemek programı yapıyorum.”“Çalışan İnsanlara Yönelik Pratik Lezzetler Hazırlamaya Dikkat Ediyorum”“Yayıncılık yaptığım süre boyunca amacım; izleyicilerimle sürekli iletişim halinde olmaktı. Onlara hep şunu sordum; ‘Yemek programlarında izleyici olarak ne gibi detaylar arıyorsunuz? Programlar sizlere Yayıncılık yaptığım süre boyunca amacım; izleyicilerimle sürekli iletişim halinde olmaktı. Onlara hep şunu sordum; ‘Yemek programlarında izleyici olarak ne gibi detaylar arıyorsunuz? Programlar sizlere yardımcı oluyor mu?’, onlar da bana şunu dediler; ‘Abdullah usta biz programları izliyoruz, tariflerde eğer 15 malzeme varsa biz onların ancak 10 tanesini temin edebiliyoruz ya da hazırda bulundurabiliyoruz.’ Buna istinaden ben kendi programlarımda şöyle bir şey yapmaya karar verdim: Mutfağımızdaki ve kilerimizde sürekli hazır bulunan malzemelerden farklı yemekler yapmaya başladım. Baylar, bayanlar ve özellikle çalışan kesimi, eve yorgun gelen insanları düşünerek yemeklerimi yapıyorum. Yarım saat ya da bir saat içinde hazırlayabilecekleri reçeteler üzerinde yoğunlaşıyorum. İzleyicileri ailem olarak gördüğüm için rahat davranıyorum ve izleyicilerden de samimi tepkiler aldıkça doğru yolda olduğuma dair inancım artıyor. Dolayısıyla da daha fazla mutlu oluyorum

You May Also Like

Bir Yorum bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
Merhaba